+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Her Telden Eğitim Konuları Forumunda Beyin Küçülmesinin Belirtileri Nelerdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Beyin Küçülmesinin Belirtileri Nelerdir








    Beyin küçülmesinin belirtileri nelerdir

    Organik beyin hastalıkları grubunda nöropsikiatrik sendromlarla seyreden temel bulgusu bunama olan dejeneratif beyin hastalığıdır. Yaşlılıkla birlikte Alzheimer riski artıyor. Hastalığın bilinmeyen yönleri tek tek açıklık kazandıkça tedavi umutları da güçleniyor

    Carl Sandburg un dile getirdiği gibi bir yavru kedinin sessiz ve yumuşak adımlarıyla çöker.Önce eşyalarınızı bulamamaya başlarsınız; sonra sık sık kullandığınız sözcükleri daha sonra en son tanıştığınız kişilerin adlarını anımsamakta zorluk çekersiniz. Randevuları unutmak evinizin yolunu bulamamak telefon numaralarını karıştırmak gibi unutkanlıklar bir süre sonra rahatsızlık verici boyutlara ulaşır Bu unutkanlık krizlerini önce gizlemeye çalışırsınız ancak bir noktadan sonra olaylar kontrolden çıkarak yaşamınızın normal akışını bozar. Kaza yapmadan araba kullanamazsınız yataktan kalkınca giyinmekte zorluk çekersiniz her zaman yaptığınız işleri yapamaz hale gelirsiniz. Örneğin iyi bir piyano virtüözü iseniz eski performansınızdan eser kalmaz; notaları bile okuyamaz hale gelebilirsiniz. Bütün bu aksiliklere önce gerekçe bulmaya çalışır sonra bunların rastlantı olmadığını anlayarak büyük bir acı duyarsınız. Size neler olduğunu anlamaya çalışırken zihninizi kuşatan sis giderek koyulaşır. Çocuklarınız size yabancı gibi gelmeye başlar korkunç kâbuslar rüyalarınızın dışına çıkarak uyanıklık bilincinizi bulandırır.Öyle ki zamanla kol ve bacaklarınız bağırsaklarınız ve idrar keseniz kontrolden çıkar. Sessiz bir uyuşukluk ve teslimiyet hali içine yuvarlanırsınız; bir iki yıl içinde iyice yatağa düşersiniz; yatak yaraları ve pişikler ortaya çıkar; yutkunma zorluğu başlar. Bu aşamada ölüm yalnızca bir formalitedir.

    Belirtileri kısaca şu şekilde özetlenebilir:
    Günlük yaşam aktivitelerini etkileyen bellek kaybı
    Günlük yaşam aktivitelerini yapmada güçlük
    Kelime bulmada güçlük
    Zaman ve mekan karmaşası
    Yargı ve karara varmada güçlük
    Sık kullanılan eşyaların yerlerini değiştirme
    Ruh hali yada davranışlarda değişim
    Kişilik değişimleri
    Sorumluluktan kaçınma

    Hastalık 1906 yılında Alman psikiyatrist Alois Alzheimer tarafından tanımlandığı zaman son derece nadir görülen bir hastalıktı. O yıllarda insanların çoğu genç yaşta öldüğü için hastalığın ortaya çıkma şansı çok düşüktü. O zamandan bu zamana yaşam süresi uzadığı için (ABD de 47 den 77 ye çıktı) Alzheimer kendini gösterme fırsatını yakaladı. Bugün 4 milyon Amerikalı (75 ile 84 yaş arasındaki her 5 yaşlıdan biri 85 ve yukarısındakilerin yaklaşık yarısı) hastalığa yakalanmış durumda. İnsan ömrünün her geçen gün uzadığı göz önünde bulundurulursa önümüzdeki 10 yıl içinde bu sayının 6 milyona 2050 yılında ise 14 milyona çıkacağı tahmin ediliyor. ABD’de bu hastalığın maliyeti yıllık 80-90 milyar USD civarında ve bir tek hastanın yıllık bakımı 47 bin USD civarındadır.


    Anne veya babası bu hastalığa yakalanmış olan orta yaşlı insanlar bir taraftan ebeveynlerinin bakımını üstlenirken diğer taraftan onlar gibi olmamak için sağlıklı bir yaşam sürmeye çabalıyorlar. Ne var ki bu önlemler ironik olarak onların ömrünü uzattıkça ana babalarının kaderini paylaşma olasılığını arttırıyor. Alzheimer e ilişkin geleceğe yönelik tahminde bulunmak çok zor. Ve bugünkü tedavi yöntemleri ancak hastalara semptomatik bir rahatlık sağlıyor. Neyse ki son yıllarda bu tablo hızlı bir değişim geçiriyor. Hastalık hakkında son 15 yılda öğrendiklerimiz bundan önceki 85 yılda öğrendiklerimizden fazla diye konuşan Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi nden Dr. Bruce Yankner Yalnızca geçen yıl bilim adamları Alzheimer ın beyne yaptığı zararlarla ilgili çok önemli keşiflerde bulundular. Ve bu keşiflerin ışığı altında ilaç şirketleri yarım düzine kadar yeni ilaç üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Tahminlere göre bir veya birkaç ilaç gelecek 7 yıl içinde piyasaya çıkacak. Bütün bu gelişmelere karşın yaşamakta olan bir kişiye kesin Alzheimer tanısı koymak bilimsel açıdan çok zor. Doktorlar bunama belirtileri gösteren her hastaya Alzheimer tanısı koyma kolaylığına kaçmaktan çekiniyor. Bu nedenle doktorlar diğer olasılıkları ortadan kaldırmak için önce hastada tümör felç veya vitamin eksikliği gibi bulguları araştırmakla işe başlıyor.

    Otopsi incelemelerinde hastaların beyin korteksinde ve diğer beyin bölgelerinde önemli ölçüde hücre kaybı vardır. Beyinde belirgin atrofi(küçülme -büzülme) izlenir. Beyin kıvrımları ve sıvı dolu boşlukları genişlemiştir. Sinir sistemi ve bu sistemi destekleyen yapılar zedelenmeye karşı birçok biçimde reaksiyon veren dokular ve hücrelerden oluşmaktadır. Bu reaksiyonu veren hücre grubu “glia”lar olarak kabul edilir. Belli odaklarda yoğunlaşıp biriken glia hücreleri nodüller(minik topaklar) oluşturur. Bunlara “Glial Plaklar” denmektedir ve bu bölgelerde normal beyin dokusu yerine dejenerasyona uğramış-inaktif destek dokuları artmış nonfonksiyone küçük alanlar bulunmaktadır.

    Hastanın beyninin plaka tomarları ile çöplüğe dönüştüğü plaka nöronlarının ise adına tengıl denilen bükülmüş protein iplikleri ile kaplı olduğu görülür. Son zamanlara kadar bilim adamları bu lezyonlar hakkında yalnızca tahminlerde bulunabiliyorlardı. Kimse bunların ne olduğunu ve nelerden oluştuğunu bilmiyordu diye konuşan Rockefeller Üniversitesi ndeki Fisher Alzheimer Merkezi Başkanı Paul Greengard Artık bunların nelerden oluştuğunu ve bunların oluşmasına nelerin yol açtığını biliyoruz diyor.

    1980 li yılların başında bilim adamları APP (amyloid precursor protein) denilen molekülü tanımlayınca ilk ipucu elde edilmiş oldu. APP sağlıklı nöronlar tarafından üretilen normal proteinlerdir. Bunlar bir iğnenin kumaş parçasından geçmesi gibi hücre zarından içeri sızarlar. APP nin tanımlanmasıyla vücudumuzun en az üç çeşit enzim ürettiği belirlendi. Bunlara alfa beta ve gama salgıları adı verilir. Bu üç enzim APP üzerinde kısaltıcı etki yaratır. Alfadan farklı olarak beta ve gama enzimleri birlikte hareket ederek adına beta amiloid (A-beta)denilen daha kısa daha yapışkan bir protein üretirler. Hepimiz A-beta üretiriz ancak kimse bunun ne işe yaradığını bilmez. Bununla ilgili bilinen tek şey nöronların etrafındaki sıvının içinde birikmeleri ve plaka oluşturmalarıdır.

    Sorun normalin üzerinde üretilmeleri değildir. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi nden Dr. Dennis Selkoe tipik bir Alzheimer hastasının sağlıklı bir insan kadar A-beta ürettiğini belirtiyor. Selkoe ya göre sorun bunların dışarı atılması sırasında ortaya çıkıyor. Normal olarak A-beta hücrenin dışına çıktığı zaman erir ancak bazen erimesi mümkün olmayan ve adına fibril denilen şekiller oluşturur. Bunlar birbirine yapışarak plakalar haline gelir. Her insan yaşlandıkça plaka üretir. Gerçek sorun bu plakaların iltihaplanma ile sonuçlanan reaksiyonları tetiklemesidir. Beyin genel olarak enfeksiyonlarla mücadele ederken serbest radikal denilen toksik ajanlar üretir. İşte bu fibriller de benzer reaksiyonlara zemin hazırlar. Harvard Üniversitesi nden genetik bilimci Rudy Tanzi Fibrillerin enflamasyona yol açması durumunda nöronlar dost ateşi sonucu ölür diye konuşuyor. Plaka formasyonu hakkında bilgiler arttıkça tengılların beyin hücrelerini nasıl öldürdüğü konusu da açıklık kazanmaya başladı. Sağlıklı bir nöron bir ahtapota benzer. Nöronun küresel gövdesi akson denilen ince uzantılarla kaplıdır. Bunlar diğer hücrelerle bağlantı kurmaya yarar. Adına mikrotüp denilen iç yapıların çevresinde oluşan uzantılar dolaşım sistemi olarak görev yapar; besinleri taşır ve kimyasal mesajları iletir. Bu sistemi adına tau denilen bir çeşit yapışkanlı protein bir arada tutar. Tau molekülleri mikrotüplerin kenarlarına sıkıca yapışır. Alzheimer söz konusu olduğunda tau molekülleri ayrılır ve kendiliğinden düğümler oluşturur. Bu durumda mikrotüpler parçalara ayrılır ve nöronlar ölür. Nöronlar ölürken beraberinde isimleri adresleri sayıları da götürür.

    Beynimizin bir santimetreküpünde bir trilyon bağlantılı 100 milyar nöron bulunmakta bunların arasında her bir saniyede 10 milyonXmilyar kere uyarı gerçekleşmektedir. Tüm bunlar 1300 gramdan hafif sınırsız kompleks bir kimyasal fabrikayı oluşturmaktadır. Bu fabrika içerisinde hücreler arası bağlantılar ve etkileşimler ve bu etkileşimi sağlayan kimyasal maddeler hafıza sistemimizin temelini teşkil eder.

    Tau nun düğümlenmesine yol açan etmen nedir? Bazı bilim adamları amiloid plakaların nöronların dış yüzeylerine baskı yapmasıyla işlemin başladığını tahmin ediyor. Bunun sonucunda içerde birbiri ardına kimyasal değişiklikler oluşur.

    Genetik faktörler

    AH ile ilişkili 3 kromozom saptanmıştır. Bunlar 21 14 ve 19. kromozomlardır. 21. ve 14. kromozomlar 40-50 yaşlarında başlayan AH ile ilişkili bulunmuştur. İleri yaşlarda başlayan AH ile ilişkili bulunmamıştır. Kısa bir süre önce 19. kromozom üzerinde APOE-e4 adlı bir genin ileri yaşta başlayan (65 yaş üzeri)AH ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Bu gen günümüzde de birçok araştırmacı tarafından risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Bu gen hastalık yapıcı değil hastalığa karşı duyarlılığı artırmaktadır

    Alzheimer ın patolojisi anlaşıldıkça başka sorular ortaya çıkıyor. Hastalık bazı kişilerde 50 yaşlarında kendini belli ederken niçin bazılarında 90 lı yaşlarda ortaya çıkıyor? Yanıtlardan biri kalıtsallık. Son 10 yılda araştırmacılar mutasyona uğrayan 3 genin hücrelerde A-beta üretimini arttırdığını ortaya çıkarttılar. Bu mutasyonlar soyaçekim yoluyla aile bireyleri arasında görülebilir. Ailesinde Alzheimer vakası görülen kişilerde hastalık büyük bir olasılıkla 60 lı yaşlarda ortaya çıkar. Kalıtsal kökenli vakalarda Alzheimer ın erken yaşlarda görülmesi nadirdir; tüm vakaların yüzde 3 ile 5 ini oluşturur. Hastalığın yaygın şeklinde kalıtsallık payı çok yüksektir. Son çalışmalara göre anne veya babası Alzheimer a yakalanmış kişilerin hastalığa yakalanma eğilimi sağlıklı ebeveynlere sahip kişilere oranla 3 mislidir. Hem annesi hem de babası hastalıklı kişilerde bu risk 5 misli artar









  2. Ziyaretçi





    Merhaba
    Ben 20 seneden beri neredeyse her gün alkol kullanıyorum.34 yaşındayım.Uzun süredir aşırı derecede tedirginim.Hiç bir şey öğrenemiyorum.İki kelimeyi bir araya getiremiyorum.İnsanlarla iletişim kuramıyorum.Gülemiyorum.Fikir üretemiyorum.Çalışamıyorum.Bir şey okurken sıkıntı basıyor hemen bırakıyorum.Adapte olamıyorum.
    aylardır Omega 3 ve b 12 vitamini kullanıyorum fakat işe yaramıyor.Ortada bir şey yok fakat gereksiz Korkularım var.
    Doktor bana paxil , diazem vs bir sürü ilaç yazdı ama hiç bir etkisini göremediğim için alkol kullanmaya devam ediyorum.
    Alkolü 14 yaşımdan beri içiyorum içmeden hiç bir şey yapamıyorum.Tüm benliğimi ruhumu sarmış durumda.İçmediğim zaman benzinsiz araç gibi oluyorum.Benim gibi bir hastaya ne yapılabilir sizce?Bir öneriniz var mı hocam?
    Saldırgan biri değilim hatta sarhoş bile olamıyorum.Alkol su ihtiyacı gibi bir hal aldı bende.Ne kadar çok içsem de sarhoş olamıyorum.
    Evden çıkamaz oldum.Kendimden nefret etmekten bıktım.Toplumdan kaçıyorum.Durumum ağır.Bana bir doktor önerebilirmisiniz?
    Çin'de olsa da giderim.

    Teşekkürler




  3. Fatma
    Administrator
    Merhaba
    Ben 20 seneden beri neredeyse her gün alkol kullanıyorum.34 yaşındayım.Uzun süredir aşırı derecede tedirginim.Hiç bir şey öğrenemiyorum.İki kelimeyi bir araya getiremiyorum.İnsanlarla iletişim kuramıyorum.Gülemiyorum.Fikir üretemiyorum.Çalışamıyorum.Bir şey okurken sıkıntı basıyor hemen bırakıyorum.Adapte olamıyorum.
    aylardır Omega 3 ve b 12 vitamini kullanıyorum fakat işe yaramıyor.Ortada bir şey yok fakat gereksiz Korkularım var.
    Doktor bana paxil , diazem vs bir sürü ilaç yazdı ama hiç bir etkisini göremediğim için alkol kullanmaya devam ediyorum.
    Alkolü 14 yaşımdan beri içiyorum içmeden hiç bir şey yapamıyorum.Tüm benliğimi ruhumu sarmış durumda.İçmediğim zaman benzinsiz araç gibi oluyorum.Benim gibi bir hastaya ne yapılabilir sizce?Bir öneriniz var mı hocam?
    Saldırgan biri değilim hatta sarhoş bile olamıyorum.Alkol su ihtiyacı gibi bir hal aldı bende.Ne kadar çok içsem de sarhoş olamıyorum.
    Evden çıkamaz oldum.Kendimden nefret etmekten bıktım.Toplumdan kaçıyorum.Durumum ağır.Bana bir doktor önerebilirmisiniz?
    Çin'de olsa da giderim.

    Teşekkürler


    Öncelikle alanında iyi bir uzmana baş vurmanız gerekiyor.
    Kişinin alkol bağımlılığından tam olarak kurtulması, ancak tedaviyi istemesiyle mümkündür. Bu kötü alışkanlığı bırakmaya kendi iradesiyle karar vermedikçe tedaviler boşa çıkabilir. Zira çevresinin ısrarı ile hastanede kalıp tedavi olan kişiler bile daha sonra yeniden alkole başlayabiliyor. Kişi tedavi olmayı isterse alkolizmin evrelerine göre ayakta veya hastanede tedavi edilerek alkolizmden tamamen kurtulabiliyor. Alkol bağımlısına onu iyi tanıyarak, dünya görüşünü, hayat tarzını iyi bilip alkol almaya iten sebeplere yönelik çözümler üreterek yardımcı olunabilir. İnancın alkolü engelleyebilmesi için kişinin manevi yönü kuvvetli, kınamayan, destek olan güzel ahlak sahibi kişilerle birlikte zaman geçirmesi ve bir yaşama gayesinin de olması gerekmektedir.




  4. Ziyaretçi
    Merhaba doktor hanım annem 43 yaşında beyin küçülmesi diye bi hastalık çıktı her şeyi unutur oldu kaç kere doktorlara gösterdik bize bu hastalığın olduğunu söylediler ne yapmamız lazım doktor hanım tedavisi nasıl olunuyor

  5. Fatma
    Administrator
    Merhaba doktor hanım annem 43 yaşında beyin küçülmesi diye bi hastalık çıktı her şeyi unutur oldu kaç kere doktorlara gösterdik bize bu hastalığın olduğunu söylediler ne yapmamız lazım doktor hanım tedavisi nasıl olunuyor
    Belirtileri nelerdir? Demans unutkanlık ile belirti veren beynin küçülmesi durumudur. Hafıza ile ilişkili kabuk bölgesi sinir hücrelerinin ölmesi ya da zedelenmesiyle unutkanlık başlar. Bellekte yeni bilgiler depolanamaz. Önceleri yaşa bağlı olduğu düşünülen unutkanlıklar zamanla sorun olur. Saklanan para, konulan çorap derken işin boyutu artarak ocakta yanan yemekler, yolun unutularak kaybolmalar görülür. Ancak eski günler, eski anılar hala yerindedir. Bellek ile ilişkili beyinin kabuk alanındaki bu yıkım diğer beyin bölgelerinde de olur. Giderek isimleri hatırlama zorlaşır, karar verme ve doğruyu bulma aşamaları zorlaşır, yön bilgisi kaybolur. Demans hastası giderek çocuk ve hatta bebek gibi olur


    Demans Nasıl tedavi edilir? Demans tanısı unutkanlıklar başladığında öncelikle Nöroloji hekimine başvurmak gerekir. Hastanın öyküsü dinlenerek bellek ve diğer beyin kabuğu fonksiyonları için testler yapılarak tanı konur. Kan testleri ve beyin görüntüleme yöntemleri kullanılarak tanı konması kolaylaşır. Kesin tedavisi olmayan demansın hastalık gidişini yavaşlatan tedaviler bulunur. Bunamada beyin hücrelerinde biriken maddelerin etkisinin azaltılması amacıyla diyet ve koruyucu tedaviler detoks önerileri A, C ve E vitamini gingo biloba ekstreleri kullanılmaktadır. Bunun yanında çeşitli bitkisel tedaviler taze havuç suyu, yanında modern teknolojinin ürettiği gelişmiş asetilkolinesteraz inhibitörleri de kullanılmaktadır.


    ALINTI

  6. Ziyaretçi
    Merhaba eşim 36 yaşında erkek günlük hayatında yaşadığı unutkanliklar ozellikle isim unutma sikayetiyle doktora gitti teshis beyinde küçülme var ama ciddiye alınacak bişey değil oldu. Çok stresli bi is hayati var buna da bagli olabileceği soylendi o yüzden cok dikkate almadik ama içimiz pek rahat değil. Başka bi doktora gorunelim mi bi tavsiyede bulunabilir misiniz teşekkürler

  7. Ziyaretçi
    Merhaba36 Yaşındayım. Beynimde kcülme ve calsifikasyon çıktı. Diyabetle etkisi var mıdr? Ben yediklerime dikkat ediyorum. Beynimi kullanyorum. Bu yaşta bu rahetsızlıklar neden çıkar? Ailemde böyle birşe yok.. ne yapmalıyım?

  8. Ziyaretçi
    39 yasındayım beynimde kuculme var denildi Bana uzak kisilerin isimlerini bazen unutuyorum Beynimin kuculmesini durdurmak icin ne yapmalıyım

+ Yorum Gönder


beyin küçülmesi nedir,  beyinde küçülme,  beyin kücülmesi,  beyin küçülmesi tedavisi,  beyin küçülmesi belirtileri