+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve İman ve İslam Forumunda Kur'an ve sünnete göre iman esasları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Betul
    Devamlı Üye

    Kur'an ve sünnete göre iman esasları










    Kur'ân ve sünnete göre iman esaslarını açıklar mısınız?



    Cibril hadisinde yer alan iman esaslan akı tane olup; Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kaza ve kadere inanmaktan ibarettir. Aşağıda bunları kısaca açıklayacağız:
    a) Allah'a iman: Allah; her şeyi yaratan, koruyup gözeten, başlangıcı ve sonu olmayan, doğmayan ve doğurmayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan, gizli ve açık her şeyi gören, dilediğini yapan, sonsuz kudret sahibi olan yüce varkkür. Eşi, dengi ve benzeri yoktur.
    İhlâs sûresinde yüce Allah kendisini şöyle tanımlar: "De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir (Her şey O'na muhtaç, O hiçbir şeye muhtaç değildir). Doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi ve benzeri yoktur." (tos, 122/1-5) Ayetü'l-kürsî'de bu tanımlama en güzel niteükleriyle şöyledir: "Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir, yarattıklarını koruyup gözetendir. O'nu ne bir uyuklama ne de bir uyku tutar. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. izni olmadan, O'nun katında şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun ilminden, ancak O'nun dilediğini kavrarlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kuşatmıştır. Onların her ikisini de koruyup gözetmek O'na ağır da gelmez. O çok yücedir,
    çok büyüktür." (Bakara, 2/255)
    Diğer yandan bütün delillerin ve yaratma zincirinin Cenab-ı Hakk'a bağlanıp, daha ilerisinin düşünülmemesi gerekir. "Allah bütün varkkları yarattı, fakat Allah'ı kim yarattı?" gibi bir soru yersizdir. Çünkü Allah Teâlâ ezelîdir, başlangıcı yoktur, doğmamış ve yaratılmamıştır. Akıl, sonradan var olmuş şeylerin, bir var edene muhtaç olduğunu ve bu zincirin Allah'ta sona ermesi gerektiğini kabul ve ispat etmiştir. Şeytanın kendisine bu şekilde bir vesvese verdiğini söyleyen bir sahabeye Rasûlüllah; "Ben Allah'a iman ettim." demekle yetinmesini tavsiye etmiştir.6b) Meleklere iman: Allah insanı topraktan, melelderi nurdan, cinleri ise ateşten yaratmıştır. Allah, insanlara vahyini melek aracılığı ile gönderdiği için meleklere iman, peygamberlere imandan önce gelir.7
    Dört büyük melek vardır. Cebrail (aieyhisseiâm): Allah ile peygamberleri arasında elçilik görevi yapar.8 Azrail (aieyhisseiâm): Ölüm meleği olup, ruhların kabzı ile görevlidir.9 İsrafil (aleyhisselâm): Kıyametin kopması ve yeniden diriliş için iki kez sur'a üfürmekle görevlidir.10 Mikail (aleyhisselâm): Evrende tabiat olayları ile görevlidir.11
    Kur'ân-ı Kerimde meleklere imanın farz olduğunu bildiren birçok ayet vardır: "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de. Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler." (Bakara, 2/285)
    "Asıl iyilik Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve peygamberlere iman edenlerin iyi amelidir." (Bakara, 2/177)
    c) Kitaplara iman: Yüce Allah'ın insanlara yol göstermek ve aydınlatmak üzere peygamberlerine vahyettiği sözlere ve bunun yazıya geçirilmiş şekline "kitap" denir. İlâhî kitaplara "semavi kitap" da denilir. Bunlar Yüce Allah'ın kelâm sıfatının ürünüdür. Vahiy, Allah ile elçisi arasında cereyan eden bir konuşmadır.

    Kitaplara iman, Yüce Allah'ın birtakım peygamberlerine kitaplar indirdiğine ve bunların içeriğinin tümüyle doğru ve gerçek olduğuna inanmayı kapsar. Bu konuda Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buy-rulur: "De ki: Ben, Allah'ın indirdiği kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum.." (ş&â, 42/15), "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de. Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler." (Bakara,2/177), "Ey iman edenler! Allah'a, peygamberine, peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman ediniz. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplanm, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr ederse tam olarak sapmış olur." (Nisa, 4/136)
    Allah Teâlâ vahyini önceleri sayfalar halinde indirmiştir. Ebu Zerr'den (radıyaiiahu anh) rivayete göre, bu sayfaların sayısı 100 olup, Hz. Adem'e 10, Hz. Şit'e 50, Hz. İbrahim'e 10 ve Hz. İdris'e 30 sayfa olarak gönderilmiştir.12 Bu sayfalardan günümüze ulaşan olmamıştır. Kitaplar ise 4 tane olup; Hz. Musa'ya Tevrat, Hz. Davud'a Zebur, Hz. İsa'ya İncil ve Hz. Muhammed'e Kur'ân Allah tarafından gönderilmiştir. Ancak önceki semavi kitapların orijinal nüshaları kalmamış, Tevrat ve İncil nüshalarında zaman içinde değişiklikler meydana gelmiştir. Kur'ân onlarda vuku bulan bu değişiklik noktalarını açıklamıştır.13
    Tevrat, Zebur ve İncil, kendi dönemlerinde, kutsal kitap olarak amel edilen metinler olmakla birlikte, tarihi süreç içinde değişikliğe uğramışlardır. Günümüz kitap ehlinin elinde bulunan Tevrat, Zebur ve İncil'i içine alan "Kitab-ı Mukaddes"; Muham-med Hamidullah'ın dediği gibi, değişik dönemlerde yaşamış, farklı üsluplara sahip yazarlara ait kitaplardan meydana gelmiştir.


    Bunların içinde tarihsel kitaplar, dinsel ve politik söylevler, saf dualar, hikmet kitapları, peygamber kıssaları, felsefî diyaloglar ve yasa metinleri bulunmaktadır.14
    Kur'ân, Hz. Muhammed'in (saiiaikhu aleyhi ve sellem) peygamberliği süresince, 23 yılda parça parça indirilmiştir. 13 yıl kadar süren Mekke devrinde, daha çok inanç, ahlâk, şirkle mücadele ve ibretli kıssalar ağırlıkta olmak üzere Kur'ân'ın üçte birinden az eksiği inmiştir. 622 Miladi yılında Medine'ye hicret vuku buldu. Hüküm ayederi daha çok orada indi. Bir yandan ibadeder, savaş hukuku, aile, mirasla ilgili, diğer yandan da ceza, muhakeme usulü, muameleler ve devletlerarası ilişkilerle ilgili prensipler, esaslar burada geldi. Çünkü artık Medine'de bu kuralları uygulayacak bir İslâm devleti doğmuştu.
    Kur'ân-ı Kerim, bir benzeri meydana getirilemeyen bir mucizedir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Hiçbir peygamber yoktur ki, insanların kendisine inanmasına sebep olacak bir mucize verilmiş olmasın. Bana verilen en büyük mucize, Allah'ın bana vahyettiği Km'ân'dır. Bunun için kıyamet gününde ben, ümmeti en çok olan bir peygamber olacağımı ümit etmekteyim."15
    d) Peygamberlere iman: Bütün peygamberlere iman etmek islâm'ın inanç ilkelerindendir. Kur'ân'da 25 Peygamberin adı geçer. Uç tane de Peygamber olup olmadığı ihtilaflı olanlar vardır. Bunların dışında da peygamberlerin varlığından söz edilir.16 Nitekim Ebu Zerr'in (radıyaiiahu anh) sorusu üzerine, Hz. Peygamber; 124 bin peygamber gönderildiğini bildirmiştir. Ancak bu sayılar çokluk da bildirebilir. Gerçek sayıyı Allah bilir.17
    Peygamberlere iman, altı iman esasından birisi olup, Kur'ân'da ve sağlam hadislerde isimleri açıklanan veya açıklanmayan bütün peygamberlere ve Allah'tan getirdikleri haberlerin doğruluğuna inanmayı kapsar. Kur'ân'da, bütün peygamberlere aralarında bir ayırım yapmaksızın inanmanın gerektiği şöyle vurgulanır: "Peygamber de kendisine Rabbi tarafından indirilene iman etti, müminler de. Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız" (Bakara, 2/177) Bu yüzden peygamberlerin bir bölümüne inanıp, diğerlerine inanmamak küfür sayılmışür. Şu ayette bu anlam açıkça görülür: "Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip, bir kısmına inanırız, ama bir kısmına inanmayız diyenler ve bunlar arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu? İşte gerçek küfür ehli bunlardır." (Nisa, 4/150,15i)
    Peygamberlik Hz. Muhammed'le (saMiahu aleyhi ve seiiem) son bulmuştur. Yüce Allah'ın insanlık âlemine olan mesajı da Kur'ân-ı Kerîmle son bulmuştur. Ayette şöyle buyrulur: "Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Rasûlü ve peygamberlerin sonuncusudur" (Ahzâb, 33/40)
    e) Ahiret gününe iman: Ahiret son ve sonra olan demektir. Kıyamet kopması, kıyamet günü, zelzele saati denilen son günde hiçbir canlı kalmayacak ve yeniden dirilme ile yeni hayat başlaya-cakür. Arük herkes dünyada yaptıklarının karşılığını bulacağı yeni bir âlemde yerini alacaktır. Ahiret inancı bütün semavi dinlerin bildirdiği ortak inançtır. İlk kez yaraüp yaşatanın, ikinci kez diriltmesinin güç olmayacağı açıktir. Kıyametin kopması ve yeniden dirilme Kur'ân'ın pek çok yerinde vurgulanır.18
    Ahiret inancı, iman esaslarından olup, genellikle Kur'ân-ı Kerim'de Allah'a imanla yan yana zikredilmiştir. Ahiret inancı olmayan kimse dinin sınırları dışına çıkar. Bu şekilde inanç bozukluğu olan kimselerle İlgili olarak Kur'ân'da şöyle buyrulur: "Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarım, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse o tam olarak sapılmıştır." (Nisa, 4/136)








  2. Betul
    Devamlı Üye





    Kur'ân-ı Kerim'in pek çok ayetinde dünya hayatının geçici, ahiretin ise kakçı olduğuna, insanların bu geçici hayatın zevk ve aldatmacalarına kapılmaması gerektiğine vurgu yapıkr. Bununla birkkte ahiret, dünya hayaünda kazanılacağı için, dünyanın da ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiHr. Ayetlerde şöyle buyrulur: "Şüphesiz bu dünya hayatı geçici bir eğlencedir. Ahiret ise gerçekten kalınacak bir yurttur." (Mü'min, 40/39), "Ahiret hayatı daha hayırlı ve daha sürekli olduğu halde, siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz." (A'iâ, 87/16,17), "Allah'ın sana verdiğinden ahiret yurdunu iste, fakat dünyadan da nasibini unutma." (Kasas,28/77)
    Kur'ân'da öldükten sonra dirilmeye dair pek çok ayet vardır: "Yaratılışı başlatan, sonra da, onu yenileyen O'dur. Bu, O'nun için çok kolaydır." (Rûm, 30/27), "De ki: Onları ilk defa yaratan çürütecektir. Çünkü O, her türlü yaratmayı bilir." (Yâsîn, 36/79), "Elbette gökleri ve yeri yaratmak insanları (öldükten sonra) yaratmaktan daha büyüktür. Fakat insanların çoğu bilmezler." (Mü'min, 40/57)19
    Mümin için müjde, münkir için korkularla dolu olan ahiret hayatına inanmak, insanın dünya hayatını düzene sokan en büyük etkendir. Kalbinde Allah sevgisi ve ahiret inancı olan kimse, her işinin yazıcı meleklerce tespit edildiğini de biHr. Bu inanç onun kötülük işlemesine engel olur.
    f) Kaza ve kadere iman: Kader, Allah'ın üim ve irade sıfaü-nın gereğidir. O, ilim sıfatıyla ezelden ebede her şeyi bikr. Olacak şeylerin zamanı geünce de irade sıfati ile diler ve kudret sıfatıyla o şeyi yaratır. İşte bu yaratma da "kaza" sı olur. Ancak her insanın kaderinin yazılmış olması bir zorlama anlamına gelmez. Hz. Peygamber, bu konuda sorulan bir soruya "Siz güzel ameller yapmaya çalışınız." buyurduktan sonra, Leyi sûresi, 92/5-10 arası ayetleri okumuştur.20 Ebu Hanife'ye göre kader, Levh-ı mahfuz'a "vasıf olarak" yazılmıştır. Yani sebep-sonuç ilişkisi de yazılıdır. "Filanca kişi dünyada şu iyi işleri yapacak ve cennete girecek, filanca kişi de şu kötü işleri yapacak ve bunun sonucu olarak azaba uğrayacak" gibi.21Kader değişir mi? Allah Teâlâ kader programını ayrıntılarıyla belirlemiş ve Levh-i mahfuza yazmıştır. Bunda değişiklik yapmak da onun elindedir. Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyrulur. "Allah ne dilerse onu yapar, dilediğini siler, dilediğini de sabit bırakır, yani meydana getirir. Çünkü ana kitap O'nun yanındadır." (Ra'd, 13/39)
    Yukarıdaki ayetin tefsirini Ahmed ibn Mübarek, mürşidi Ab-dülaziz ed-Debbağ'dan naklen şöyle yapmıştir: "Geleceğe ait işlerden yağmurun yağması, birisinin gelmesi, bir olayın ortaya çıkışı gibi şeylerden bazısı meydana gelmez ki, ayette "Allah onu siler." den kastedilen budur. Bir kısmı da meydana gelir ki "Dilediğini sabit bırakır." dan kastedilen de budur."22 Yukarıdaki ayette "değişmez" denilen şey, levh-i mahfuz, kader ve ezelî olan ilahî ilimdir. Değişen ise kazadır.
    Hz. Ömer'in Şam'a gittiğinde orada veba hastakğının bulunduğunu işitince geri dönmesi ve "Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun?" sorusuna, "Allah'ın kazasından, yine Allah'ın kaderine sığınıyorum." sözleri dikkat çekicidir.
    Sonuç olarak, bütün varkkları yoktan var eden ve en hassas dengeler içinde evreni yöneten yüce Allah'ın her şeyi, cereyan tarzını ve ileride alabileceği durum ve şekilleri bilmesi ve bunları ezelî ilminde belirlemiş olması tabiîdir.






    5 Buhârî, iman, 37; Müslim, iman, 1.
    6 Sahîh-i Müslim, Tere, A. Davudoğlu, İstanbul 1973, I, 483; Şerafettin Gölcük, islâm Akaidi, Konya 1983, s. 81.
    7 bk. Bakara, 2/30, 85; Meryem, 19/64; Buhârî, iman, 37; Müslim, iman, 1.
    8 Nahl, 16/102; Bakara, 2/87.
    9 bk. Secde, 32/11
    10 bk. Hac, 22/1; Yasin, 36/51; Zümer, 39/68.
    11 bk. Bakara, 2/98; Nâziât, 79/5.
    bk. Süyûtî, ed-Dürrü'l-Mensûr, VIII, 489; Âlûsî, Rûhu'i-Meânî, XV, 141, 142. Bu rivayetin zayıf olduğu belirtilmiştir.
    bk. Mâide, 5/44; En'âm, 6/91; Enbiyâ, 21/105; Nisa, 4/163; İsrâ, 17/155; Âl-i İmrân, 3/84; Mâide, 5/46.

    M. Hamidullah, Aziz Kur'ân, Beyan Yayınevi, İstanbul, t.y, s. 22, 23. Buhârî, fezâilü'l-Kur'ân, 1; Müslim, iman, 70. bk. Nisa, 4/165.
    bk. Bağdadî, Usûiüddîn, İst. 1928, s. 157.
    18 bk. Bakara, 2/3; 39/68; 30/27; 36/79; Mü'min, 40/57; Nâziât, 79/27.
    19 Ayrıca bkz. Nâziât, 79/27
    Buhârî, cenâiz, 83; Müslim, kader, 1.
    bk. Ebu'l-Muntehâ, Şerhu Fıkhı'l-Ekber, İst. 1308, s. 11'den naklen, ÖmerNesefî, Akâid, s. 143, 144.
    Hasan Basri Çantay, Meal, I, 375, dipnot: 29.




  3. Beriwan
    Devamlı Üye
    kuran ve sünnete göre imanını altı tane esası vardır. bunlar:meleklere iman, allaha iman, kaza ve kadere iman, peygambere iman, hayra ve şerre iman ahiret gününe imandır. bu esaslara dilimizle söylemek kalbimizle inanmak gerekir.




  4. Eleman
    Devamlı Üye
    Amentü Ayetinde geçtiği gibi imanın esasları altı tanedir. Bunlar: Allaha iman yani Alahın varlığına inanmak meleklere iman yani meleklerin varlığına inanmak, kitaplara iman Allahın gönderdiği kitaplara ve içeriklerine inanmak, peygamberlere inanmak, Ahirete inanmak, kader ve kazaya inanmak olanların Allah tarafından böylesinin uygun görüldüğüne böylesinin hayrımıza olduğuna inanmaktır.

+ Yorum Gönder